14 Eylül 2009 Pazartesi

la petite chat.

(mayıs '09)
Kadıköydeki en sevdiğim kitabevlerinden biri olan ada kitabevinin daimi hamile kedisi olan şu bayanın ayhan sicimoğlunun deyimiyle 'hastasıyım':) . Bir kedi bünyesinin ilkbaharda hamile, sonbaharda hamile kalmaya bu kadar meyilli olmasınıda çözebilmiş değilim. Gerçi hanım kızımız kadıköyün en popüler caddelerinden birinde yaşayıp orda takılmaya devam ettiği sürece bu sürecin devamlı olmasıda kaçınılmaz ya:D Kitapçıya her gittiğimde kitapların üzerinde etrafına hiçte aldırış etmeden, sere serpe uzanmış uyuduğunu gördüğüm bu şirinlik abidesini ne kadar kıskandığımı anlatamam. insanın şu dünyada bu kedinin yerinde olası var velhasıl:)
(eylül'09)

12 Eylül 2009 Cumartesi

la faim

Şubat 1972 yılına kadar sıradan suçlu muamelesi gören tutuklu IRA (irlanda kurtulus ordusu.. teror orgutu)militanları, bu tarihten itibaren politik suçlu statüsünün kabul edilmesini isteyerek açlık grevine başlamışlardır.Politik statü olarak adlandırılan bu taleplerinde, 'Savaş Esiri' olarak görülmek istiyor, hapishanedeki iş kollarında çalışmak istemiyor ve hapishanenin verdiği suçlu üniformasını giymek istemiyorlardı. Yapılan bu açlık grevi başarı ile sonuçlanmış ve Politik Haklar kabul edilmiştir.
Fakat 1976 yılında İngiliz Hükümetinin aldığı karar sonucunda, 1 Mart 1976 tarihinden itibaren tutuklanan militanların bu hakları ellerinden alınmıştır. Bunun sonucunda 'Battaniye' ve 'Yıkanmama' protestoları başlamıştır.
film az diyalog içersede ,yıkanmaya gidipte dövülen bazı mahkumların dövülmesiyle diğer mahkumların banyo yapmayı reddetmesi, odalarda temizlenmeyen dışkıların duvarlara sıvanması,ortalıkta kol gezen kurtlar, kapıların altından koridora atılan ve temizlenmesi yine odaların içine geri gönderilmesiyle olan çişler.. kısacası filmin her karesi son derece etkileyiciydi
filmle ilgili internette yazanlara göre 17,5 dakikalık konuşma sahnesi ayrıca bir rekormuş.oyuncular sahneyi çalışmak için bir süre aynı evde kalmışlar.sahneyi, günde 12 ile15 kez tekrar ederek çalışmışlar.
Bu film beni, irlanda ve belfastla ilgili şeyleri araştırmaya itti ama filmden çıktıktan sonra sanırım bazı sahneler insanın gözünün önünden gitmiyor. Bazı şeyleri değiştirmek ve belkide kahraman olmak için hayatından vazgeçmeye değermi peki hala düşünmekteyim.

8 Eylül 2009 Salı

une histoire d'amour

Wristcutters: A Love story:intiharın ardından gelen öte dünyada geçen çok tatlı bir yol filmi.2006 yapımı bi bağımsız film.Filmde geçen isimler çok farklı:)arabanın içindeki o kara deliğe ne zaman düşücek diye bütün bir film boyunca bekledikten sonra beklediğim an geliyor ve yine aşıklarımız kavuşuyor.Peki siz intihar edicek olsaydınız nasıl ederdiniz? Konserde kimse sizi beğenmedi diye gitarınıza bira döküp elektrik çarptırarakmı, yoksa bütün evi tertemiz yapıp bileklerinizi kestiğiniz anda yerde son bi toz parçasını görerekmi:).filmin gogol bordello tarafından yapılan soundrack ide kesinlikle filme ayrı bi eğlence katıyor,arabaya bindiğinizde bağıra çağıra şarkı söyleme isteği uyandıran filmlerden biri bu da.

7 Eylül 2009 Pazartesi

güz sancısı

--

6 Eylül 2009 Pazar

les poings jaunes sont partout!!


istanbulda en sevdiğim şeylerden biri tünel-galata-karaköy yokuş aşağı etrafı inceleyerek yürümek.Sıra sıra müzik aletleri satan dükkanlar,biraz daha aşağı inince sokakta oyun oynayan birsürü çocuk ve tuhaf evlerin bulunduğu yollardan geçiyoruz. Ama uzun bir süredir, gece kepenkler kapandıktan sonra gözüme hiç te hoş gelmeyen ve bütün dükkanlarda gördüğüm bu sarı yumruk grafitisini görüp sinir oluyorum ve bunun bi haksızlık olduğunu düşünüyorum.Farklı grafitileri görmeyi tercih ederdim, ve bunu yapan alman grafitici kripoe binaların en yüksek noktalarına kadar çıkmayı başarıp heryere kendi izini bırakmış.Hep aynı simgeyi görmektense ,farklı şeyleri görmek görsel açıdan çok daha güzel olabilirdi bence,hele böyle güzel bi yolda.

4 Eylül 2009 Cuma

zorba



-Patron.
-Hmm?
-Patron!
-Ne var?
-Danseder misin?
-Dans mı ?-Hayır, hayır.
-O zaman yoldan çekil. Seni devirebilirim.

-Ne oluyor, Zorba? Söyle.
-Patron bana güveniyor musun?
-Evet.
-Ne diye güveniyorsun ki?
-Çünkü sen, sensin.
-Fakat anlamıyorsun. Benim beynim doğru tartmıyor. O, o bana çılgın fikirler veriyor.Seni mahvedebilirim.
-Şansımı deneyeceğim.
-Tekrar söyle, patron.Bana cesaret ver.
-Şansımı deneyeceğim.

2 Eylül 2009 Çarşamba

salvador dali



Akan saatler, çekmeceli kadınlar,havada duran nesneler sanırım onun resimlerini kolaylıkla tanımamıza neden oluyor. Ressamların neyi düşünerek çizmiş olabilir acaba dediğimiz resimleri vardır ya bunu sürekli söyletiyor dali bize. Kadınları içlerinde sakladıkları gizemli şeylerden dolayı çekmecelerle özdeşleştirmiş belki de. Soğuk bir İstanbul gününde gittim dali sergisine.Müze,sergi gezmek hep zor gelmiştir bana hemen yorulup kendimi dışarı atmak isterim çoğunlukla.Bu sergide de işte bu anlarda dudak şeklindeki şirin koltuklar yorgunluğuma çare olmuştu bi parça :)



dalinin hayatı gerçekten çok enteresan.Anne ve babası çok sevdikleri erkek çocuklarının öldüğü gece ilişkiye girmiş ve tam 9 ay sonra doğan çocuklarına kaybettikleri oğullarının adını vermişler yeniden.Cinsel ilişkiyle ölüm arasında bi bağ kurmasına sebep olmuş bunlar ve dali bu yüzden kadınlara dokunmayı sevmemiş, cinsel ilişkiye hiç girmemiş,hep mastürbasyon yapmış.





ispanyaya dalinin evine gidip görmek istiyor insan dev yumurtalar ve minik ekmeklerle kaplı duvarları:) bir genelevde görüp aldığı istiridye şeklindeki kenarları yılan balıklı yatağı.yatağın tavanındaki dali ve eşi galanın ayakları ve cennete uzanan ellerini.






babası ondan borç isteyince bi gün sperm dolu bi zarf içinde sana bütün borcumu ödedim şeklinde bir not göndermiş.

50 yıl boyunca büyük bir aşk yaşadığı,ilham perisidir gala dali için.


''gözleri anüsüne benziyor


anüsü dizlerine benziyor


dizleri kulaklarına benziyor


kulakları göğüslerine benziyor


göğüsleri cinsel organının büyük dudaklarına benziyor


cinsel organının büyük dudakları göğüslerine benziyor


klitorisi aynasına benziyor


aynası yürüyüşüne benziyor


yürüyüşü sedir ağaçlarına benziyor"der gala için.

Bu ispanyol sürrealist gerek resimleri, gerekse yaşadıklarıyla insanın fazlasıyla ilgisini çekiyor.:)
Ara Gülerin fotoğraf karesinden salvador dali.