10 Haziran 2017 Cumartesi

İstanbul'da hafta sonları

İstanbul'da hatta dünya üzerinde en sevdiğin yer neresi diye sorsalar hiç çekinmeden Kadıköy derim. Önümüzdeki yıllarda buradan taşınacak olma zorunluluğu bile şimdiden düşünüp düşünüp dertlenmeme sebep oluyor. Kalabalığı hiç sevmememe rağmen, Avrupa Yakası'nda gitmekten hep çok zevk aldığım bölge ise Sirkeci-Sultanahmet civarları. Üniversitedeyken kendi kendime bile gider dolanır, fotoğraf çekerdim. Gülhane'de devasa ağaçların arasında, Sirkeci'deki muhteşem binalarla dolu sokaklarda yürürken kendimi çok mutlu hissederim. Geçtiğimiz aylarda Ayasofya'nın pofuduk kedisi Gli ile tanıştık, içerinin şahaneliğine bir kez daha hayran olduk.





Dekorunu çok beğendiğim Brew Coffee Works kahveseverlerin mutlaka gitmesi gereken mekanlardan.
Bu yazıyı hazırlarken fark ettim ki Kadıköy'den vapura atlayıp iyot kokusunu içe çekip, nemden yapış yapış olup Tarihi Yarımada'yı turlama vaktim yine gelmiş.

7 Haziran 2017 Çarşamba

beyaz badana üstüne sarı ve lacivert boyalı evleriyle obidos

Yurt dışında bir şehre gittiğimde yakınlarındaki daha küçük şehirlere ya da kasabalara, köylere gitmeyi çok seviyorum.Genelde de gittiğim kasaba, köyden inanılmaz mutlu ayrılıyorum. Gitmeden Lizbon'u araştırırken, yakınlarda nerelere gidebiliriz diye bakarken Obidos ve Nazare'yi buldum ancak biz hem otobüsle gitmek hem de akşam üstü tekrar Lizbon'a dönüp orada vakit geçirmek istediğimiz için bir tek Obidos'ta karar kıldık.
Lizbon'daki Campo Grande metro istasyonunun hemen dışındaki otobüs terminalinden Rodotejo otobüs şirketinin her yarım saatte bir kalkan otobüsüyle, bir saat süren yolculuk sonrası Orta Çağ'dan kalma bir kasaba olan Obidos'a varıyoruz. Bileti şoförden araca binince alıyoruz, gidiş-dönüş 15 euro. Lizbon’a 85 km. uzaklıktaki bu şirin kasaba Portekiz'in 7 harikasından biri olarak biliniyor. Her sene çikolata ve Orta Çağ Festivalleri düzenlenen kasaba çikolata ve vişne likörü ile meşhur.

400 yıla yakın süre Kuzey Afrikalı Müslüman Arapların hakimiyetinde kalan Obidos, 1148’de Portekiz’in ilk kralı I. Afonso Henriques tarafından  Portekiz topraklarına katılmış.

İlk kez 13. yüzyılda Aragon’lu Izabel'le evlenirken Kral Dinis tarafından burayı çok beğenen eşine hediye olarak sunulmuş , bundan sonra da bu bir gelenek olmuş her kral tarafından Obidos düğün hediyesi olarak kraliçelere hediye edilmiş. Bu sebeple Obidos için “kraliçelerin köyü” diyorlar.
Köyün ana girişinde iç kısmı 18. Yüzyıl fayansları ile kaplı Porta da Vila'dan geçip, ana sokak Rua Direita'ya giriyoruz. Bu ana sokakta ve ona çıkan ara sokaklarda beyaz badana üstüne sarı veya lacivert boyalı duvarlara yapışarak büyümüş, dallarının bile çok güzel bir görüntüsü olan begonvil ağaçları var.
Biz kışın gittiğimiz için şehrin çiçeklerle renkli sokaklarını göremedik ama bahar ve yaz aylarında begonviller ile süslü sokaklar eminim çok güzeldir.

Köyü çepeçevre saran, yaklaşık 1,5 km uzunluğundaki surların bir kısmının üzerinde dolaşıp bölgenin mükemmel manzarasını izleyebilirsiniz.
Sokaklarında dolanıp, seramik ve hediyelik dükkanlarını gezip birkaç saat içinde Kraliçelerin Köyü'nden ayrılıyoruz.






























28 Mayıs 2017 Pazar

lizbon'un yokuşlu yollarında bir sarı tramvay


Nedenini bilmediğim şekilde içimde bazı ülkelere diğerlerine nazaran daha çok gitme isteği var. Bunlar genellikle sıcak ülkeler.(bkz. yazın doğan ikizler burcu insanı) THY kampanyasından 119 dolara ocak sonuna Lizbon'a gidiş dönüş bilet bulunca hemen kapıverdik. Bu sene kıştan beri, sosyal medyada gördüğüm kadarıyla herkes Portekiz'e gitti. Thy indiriminden faydalanmayan kalmamış sanırım.Dönüşün sefer saati de değişince, ücretsiz değişim hakkımızı kullanıp dönüşü Porto'dan İstanbul'a değiştirdik, Lizbon'dan git gel yapmaktan kurtulduk, daha da şahane oldu. 4 gece Lizbon'da, 2 gece Porto'da kaldık .Hava Lizbon'da yağmursuz 10-15 dereceydi, Porto'da arada yağdı, arada durdu. Lizbon'da booking.com üzerinden ayarladığımız Portugal Ways Santos Azulejos Apartments de kaldık, gayet de memnun kaldık. O bölgedeki otel veya evlere Cais do Sodré'ye metroyla  gelip Belem bölgesine de giden 15E tramvayıyla sahilde inip biraz yürüyerek ulaşılabilir. Cais do Sodré'nin karşısından kalkan minik otobüsler de yine o bölgeye gidiyor. Google maps'den kalacağınız yere en yakın otobüs durağının üstüne tıkladığınızda zaten geçen otobüs ve tramvaylar çıkıyor. Teknoloji ♥.
Gitmeden
İzleyin
Lizbon'a Gece Treni-2013
Amalia-2008
Nisan Devrimi-2000
The Gilded Cage -2013
Imagine-2012
Okuyun
Pascal Mercier-Lizbon'a Gece Treni
Fernando Pessoa
Dinleyin
Fado -Amalia Rodriguez

5 saate yakın yolculuktan sonra Lizbon Havalimanı'na iniyoruz.Türkiye ile Portekiz arasında 2 saat zaman farkı var.

Havalimanından ulaşım
Toplu taşıma hatlarına Carris sitesinden bakılabilir. Havalimanındaki makinelerden 50 cent e viva viagem kartı alıp içine  6,15 Euro ya 24 saatlik bilet yüklüyoruz. Bu kartın şöyle kötü bir yanı var; 24 saat dolmadan üzerine başka yükleme yapılamıyor. İkinci gün sabah Sintra'ya giderken 24 saat dolmadığı için yeni bir viva viagem kart alıp içine Sintra bileti yükledik. Kartla tek biniş 1.45€
Lizbon metrosu her birinin farklı simgesi olan dört hattan oluşuyor: Yeşil hat verde, simgesi küçük yelkenli gemi. Mavi hat azul, simgesi martı. Sarı hat amarela, simgesi ayçiçeği. Kırmızı hat vermelha, simgesi pusula.
Şehir merkezi 6 bölgeye ayrılmış:Baixa, Bairro Alto, Chiado,Alfama, Mouraria,Graça.

Belem
İlk gün dairemize yerleşip biraz dinlendikten sonra sahilden 15 nolu tramvayla yirmi dakikalık bir yolculukla Belem bölgesine gidiyoruz.
Jeronimos Manastırı
Kral Manuel tarafından  Vasco da Gama(1469-1524)nın Hindistan’a doğru çıktığı yolculuk öncesi geceyi geçirdiği yere, Vasco de Gama ve onunla beraber seyahate çıkanlara bir saygı göstergesi olarak yapılmış.
1501'de başlayan inşaat 70 sene sürmüş ve her yıl 70 kilo altına malolan manastır baharat ticaretinden %5'lik payla finanse edilerek yapılmış. 1983'te Unesco miras listesine alınan manastır  16. yüzyılın ilk yıllarında Portekiz'de gelişen, Gotik ve Rönesans tarzlarıyla karışmasından oluşan gösterişli ve karma bir mimari süsleme tarzı olan Manuelin tarzı ile inşa edilmiş.

Manastırda Portekiz’li denizci ve kaşif 16. yüzyıldaki Coğrafi Keşifler döneminde Avrupa'dan çıkıp doğrudan Hindistan'a giden ilk kişi olarak bilinen, Portekizli denizci Vasco de Gama ,ünlü Portekizli şairler   Fernando Pesoa ve Luis Vaz de Camoes'un mezarları da bulunuyor.
Giriş 10€. Her ayın ilk pazarı ücretsiz. Belem Kulesi ile Jeronimos Manastırı bileti birlikte 12€.

Museu Calouste Gulbenkian

Lizbon'un en ilginç müzelerinden biri. Gulbenkian İstanbul Üsküdar doğumlu bir Ermeni. Petrol Mühendisliği eğitimi alan Irak petrolünün yüzde beşine sahip olan  ‘Bay Yüzde Beş’ (Mr. Five Percent) olarak bilinen Gulbenkian, kazandığı servetini koleksiyonlar için harcamış, özellikle İznik Çinilerini toplamış. 1955'te  86 yaşında Lizbon'da öldüğünde ardında 6 bin eserlik bir koleksiyon bırakmış. 

Manastırdan Belem Kulesi'ne doğru yürürken Rua Bartolomeu Dias üzerinde karşımıza eski lastikler, bidonlar, demir parçaları gibi materyaller kullanarak yapılmış şahane bir sokak sanatı çıkıyor : Bigraccoon. Bordalo ii 'nin diğer  çalışmalarına internet sitesinden bakabilirsiniz.
Lizbon'da evlerin dışlarının bolca 'azulejos' denilen seramik sanatını görüyorsunuz. Porto'da daha çok kilise cephelerinde ve mavi renkte görülen bu sanat Lizbon'da evlerin cephelerinde uygulanmış.Rutubeti önlemesi için yapılıyormuş. Seyahat boyunca onlarca farklı seramik deseni gördüm. Azulejos “küçük cilâlı taş” anlamına gelen Arapça “el züleyha”dan geliyormuş.13. yydan beri yüzeyleri süslemek için kullanılıyormuş.Şehirde meraklıları için bir de Ulusal Azulejo Seramik Müzesi (Museu Nacional do Azulejo) bulunuyor. 


Torre de Belem
Manastır gibi 1983'te Unesco Dünya Mirası Listesi’ne alınan Manueline mimarisinin en özel örneklerinden biri olan Belem Kulesi, 16. Yüzyıl'ın başlarında Portekizli kaşif Vasco de Gama anısına yaptırılmış, Tejo nehri üzerinden gelecek gemi saldırılarına karşı savunma amaçlı kullanılmış.

Bir dönem bodrumunda da siyasi tutukluların için hapishane olarak da kullanılan kulede denizcileri ve kaşifleri koruduğuna inanılan 1513 yılında Hintli bir kral tarafından Portekiz Kralı’na hediye olarak gönderilmiş gergedan heykeli bulunuyor.


Padrao dos Descobrimentos- Kaşifler Anıtı
Belem Kulesi'nden biraz ileride  Mimar Jose A.Continelli Telmo tarafından 1960 yılında Vasco de Gama’nın uzun deniz yolculuğuna başladığı noktada, Portekiz’in Coğrafi keşiflerdeki en önemli isimlerinden Prens Henrique’in ölümünün 500. yılı anısına yelkenli bir gemi olarak inşa edilen bu anıtta, aralarında Vasco da Gama'nın da bulunduğu ünlü denizciler, rahipler, pusulacılar, haritacıların heykel ve yüksek kabartmaları yer alıyor. En önde Henry the Navigator olarak bilinen Kral Henry’nin yer aldığı anıtta başta Vasco do Gama olmak üzere Coğrafi Keşiflere öncülük eden 30 kişinin yer aldığı heykeldekilerden bazıları şunlar:
  • Prens Henry (Coğrafi keşifler'in destekcisi)
  • Vasco da Gama (Hint rotasını keşfeden denizci)
  • Pedro Álvares Cabral (Brezilya'nın kaşifi)
  • Ferdinand Magellan (İlk dünya turuna çıkan denizci)
  • Diogo Cão (Kongo Nehri'ne ilk ulaşan kaşif)
  • Bartolomeu Dias (Ümit Burnu'nu ilk geçen denizci) 
Anıtta tek bir kadın bulunuyor. Anıtın bulunduğu alanın zemininde 1960 yılında Güney Afrika hükümeti tarafından hediye edilmiş  büyük bir dünya haritası, kaşiflerin izledikleri yollar ve pusulayı temsil eden bir mozaik yer alıyor.

Anıtın arkasından  Tejo nehri üzerine inşa edilmiş 1966 yılında yapıldığında ülkeyi 40 yıl diktatörlükle idare eden Salazar’ın adını taşıyan, 25 Nisan 1974 yılında Portekiz’de gerçekleşen Karanfil Devrimi sonrası 1975’te demokrasinin gelmesiyle adı değiştirilen 25 Nisan Köprüsü- 25 de Abril Bridge görülüyor. 
San Francisco'daki Golden Gate köprüsünü inşa eden mühendisler tarafından yapıldığından iki köprü çok benzer. 
Cristo Rei -National Sanctuary of Christ the King Kırmızı renkli 25 Nisan Köprüsünden geçerek ulaşılan nehrin karşısındaki Almada Şehrinde 110 metre yüksekliğinde Rio'daki kurtarıcı İsa Heykeli’nden esinlenilerek yapılan Cristo Rei  yani İsa Heykeli. Heykel, Portekiz’in II. Dünya Savaşı’na girmesine engel olduğuna inanılan Hz. İsa’ya şükran göstermek amacıyla 1959 yılında inşa edilmiş.

http://pasteisdebelem.pt/en/
Anıtları ve manastırları görüp Belem Parkı'ndan geçip ünlü Belem turtasını yemeye gidebiliriz.

Rivayete göre,  Belem’deki “Mosteiro dos Jeronimos” manastırın rahipleri giysilerini beyazlaştırmak, şarabı berraklaştırmak için yumurta akı kullanıyorlarmış. Ellerinde  kalan yumurta sarılarıyla bir çok tatlı ve krema tarifi yaratmışlar. 19. Yüzyıl’ın başındaki devrim sırasında işsiz kalan rahiplerden biri geçimini sağlamak için yaptığı milföy hamurunun arasına muhallebi doldurulup üzeri yumurta sarısı ile kızartılarak yapılan enfes tatlıyı küçük bir dükkanda satmaya başlamış.
1837’den bu zamana kadar da gizli tutulan tarif ile geleneksel yöntemlerle üretim devam ediyormuş.
Okuduklarıma göre orijinal tarifini sadece üç kişi biliyor ve bu üç kişi aynı uçakta bile yolculuk etmiyorlarmış. Kesinlikle enfes bir tatlı. 1 tanesi 1,05 euro.

Lizbon'da minik köpeğiyle akordeon çalıp para toplayan veya dilenen çok sayıda kişi var.
Rossio Tren İstasyonu-Sintra'ya bu istasyondan gidiliyor. Çok güzel bir binası var.

Portekiz'de en yaygın hediyelik eşyalar sardalye konservesi ve sabun. Kullanmaya, yemeye kıyamıyor insan. Misal biz  ocak ayında aldığımız konserveleri muhteşem paketlerine bakıp bakıp yerine koyuyor, açmaya kıyamıyoruz.
Marketler dahil her yerde satıldıklarını göreceksiniz ama öyle bir dükkan var ki! 
 Praça Dom Pedro IV 39 da bulunan Sardalye konservesi dükkanı O Mundo Fantastico da Sardinha Portuguesa.
Gerçekten de içerisi fantastik bir dünya. Kendi doğum yılınızı bulup o sene olan önemli hadiseleri kutuların üstünden görebilirsiniz.

Alfama

1 Kasım 1755'te Lizbon'da 8,7 şiddetinde dünyanın en şiddetli depremlerinden biri olmuş, şehrin yüzde seksene yakını yıkılıp yeniden inşa edilmiş. 1988'de de şehirde büyük bir yangın olmuş.
Lizbon'un 12. yy’da Tejo Nehri'nin kıyısında kurulan, şehrin en eski yerleşim yeri olan mahallesi, hamam anlamına gelen Arapça bir kelime olan ‘al-hamma’dan gelen ismiyle Alfama.
 Renkli binalar, çamaşır dolu balkonlu evler,  parke taş döşeli yollardan geçerek  Alfama’nın muhteşem sokaklarını turluyoruz.








1967 yılında İngiltere’de doğan ve fotoğraf kariyerine tiyatro fotoğrafçılığı ile başlayan Camilla Watson’ın Alfama'da
Beco Das Farinhas sokağında yaptığı çalışmalar.
 Kalın siyah plastik poşetlerle portatif olarak kurduğu karanlık odasını kullanarak bölgede yaşayan yaşlı insanların portrelerinin fotoğraflarını doğrudan duvara basmış.



Alfama'nın en çok fotoğraflanan yerlerinden Escadinhas de Sao Cristovao.

Daracık yokuşlu yollardan tepeye ulaştığımızda Miradouro Das Portas Do Sol'da kırmızı çatılarıyla bembeyaz evler ve  Tejo nehrinin muhteşem manzarasıyla mest oluyoruz.




 St George Castle-Aziz George Kalesi Alfama Bölgesinin en tepesinde bulunan kale Portekiz kralı Afonso Henriques tarafından, kutsal topraklara giden haçlıların yardımı ile 1147 yılında yaptırılmış ve uzun yıllar Arap Hanedanı tarafından Magribi ikametgahı olarak kullanılmış. Giriş 7,5 € 
Lizbon'da pek çok seyir terası olduğundan biz girmeyi tercih etmedik.

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Portekizli yazar Jose Saramago adına kurulan vakıf binası olarak kullanılan “Casa dos Bicos” noktalar evi anlamına geliyormuş. 16. yüzyılda Hindistan Genel Valisi’nin oğlu için yaptırılmışRua dos Bacalhoeiros da bulunuyor.
Se de Lisboa (Santa Maria Maior de Lisboa) Lizbon Katedrali
 1755'teki büyük depremden yıkılmadan kurtulan yapılardan biri. Şehir 1150 yılında Araplardan ele geçirildiğinde, burada bulanan cami yıkılarak onun kalıntıları üzerine yapılan, sonraları restore edilen katedral. Giriş ücretsiz
Önündeki büfeden bir ginjinha alıp keyif yapmadan olmaz.

Lizbon'a gelince yapılacak turistik aktivitelerin en başında 1930‘dan beri hizmet veren “28” numaralı tramvaya binmek yer alıyor.Yazın çok kalabalık oluyormuş, kışın daha sakindi.Gitmeden binerken dikkatli olun diye okumuştum. İçerisinde hırsızlığa karşı dikkatli olunması için uyarı da asılı. 
Biz de yorulunca soluğu bu tek vagonlu sarı tramvayda alıp turistik noktalardan bir de tramvayla geçiyoruz. Virajlardan, yokuşlardan sarsıla sarsıla geçip şehrin diğer ucuna varıyoruz. Tramvay her durakta durmuyor, düğmeye basmak için son saniyeye kadar beklemeyin, düğme kapının üst kısmında ya da yanında olur genelde değil mi burada ise değil:) Aman siz bizim gibi olmayın, durağı kaçırmayın.
Basílica da Estrela'nın karşısındaki  Jardim Da Estrela'ya gidip muhteşem kaktüslerin altındaki banklardan birine oturup keyif yapıyoruz.




"Miradouro" Portekizcede "seyir alanı/teras" anlamına geliyor
 Miradouro De Sao Pedro De Alcantara
 Miradouro Das Portas Do Sol
Miradouro Da Senhora Do Monte Lizbon'da bulunan en ünlü seyir terasları

Lizbon'da 6 tane elevator-asansör bulunuyor. Şu haritadan yerlerine bakabilirsiniz.Bunların bazıları ücretsiz, bazıları ücretli. Bazıları yokuşun başından sonuna taşıyan füniküler tarzında. Bazıları alt mahalleyle üst mahalleyi bağlıyor.(İzmir'de bulunan Asansör gibi düşünün). Yukarıdaki fotoğraftaki Alcantara seyir terasının hemen aşağısındaki Elevador Glória. 





Baixa
Lizbon’un ana meydanı Praça do Comercio yani Ticaret Meydanı. Bu kocaman meydan Tejo Nehri kenarında bulunuyor . Meydandaki heykelde Kral Jose I at sırtında tasvir edilmiş ve heykelin boyu 14 metre. Bu meydanda eskiden kraliyet ailesinin sarayının varmış, 1755 Depremi'nde yıkılınca saray Belem’e taşınmış. 
Zafer Takı 1755 Depremi'nin ardından kentin yeniden inşasını anmak amacıyla inşa edilmiş . Bu anıtın altından geçip şehrin en ünlü caddesi olan trafiğe kapalı Rua Augusta'ya adım atıyoruz. Bu bölge şehrin kalbi Baixa. Caddenin en sonuna kadar yürüdüğünüzde yanyana iki meydana çıkıyorsunuz. Rossio Meydanı ve bitişik bir diğer meydan Figueria.

Birbirine paralel sekiz caddenin olduğu Baixa'da alışveriş, gezme, yeme, içme, eğlence mekanları bulunuyor. Rua Augusta üzerinde yürürken sola bakarsanız Rossio Meydanına varmadan Lizbon'un en ünlü asansörü Elevador de Santa Justa yı göreceksiniz.
Bu 45 metrelik asansör, 1900’lü yıllarda Gustave Eiffel’in öğrencileri tarafından tasarlanmış ve Baixa ile Bairro Alto’yu birbirine bağlamak amacıyla yapılmış.

Praça Dom Pedro IV- Rossio Meydanı, ortaçağdan beri, şehrin ana meydanlarından. Portekiz Krallarından aynı zaman da Brezilyanın kurucusu ve ilk kralı IV. Pedro’nun heykeli bulunuyor.
Bir Portekiz klasiği olan ginjinha yani vişne likörünün tadına birkaç yerde bakmalısınız. Rossio'daki Ginjinha Sem Rival ve  A Ginjinha en ünlü iki likörcü. Bir minik bardak alıp ayaküstü 1.40 € ya meydanın keyfini çıkarabilirsiniz. 




Rua Augusta caddesi üzerinde Casa Portuguesa do Pastel De Bacalhau
Burada Pastel de Bacalhau yapılıyor yani morina balığından yapılan keçi peynirli balık köftesi. Portekiz kültüründe önemli bir yere sahip .
Portekizliler morina balığının kurutulmuş haline “bacalhau” diyorlar. Çok farklı stillerde pişiriliyormuş, biz buradaki köftesini denedik ve pek beğenmedik.
 Guinness Rekorlar Kitabı'na da girmiş 1732'de açılmış, dünyanın günümüzde hala açık olan en eski kitapçısı Bertrand.
Rua Garrett ve Rua do Carmo Lizbon'daki alışveriş caddelerinden.
Rua Garrett Caddesinde Lizbon'un en meşhur cafesi  Cafe a Brasileira bulunuyor. Kafeninin önünde buranın müdavimi olan genç yaşta ölen ünlü Portekizli şair Fernando Pessoa’nın heykeli bulunuyor.




Pink Street-Rua Nova do Carvalho
Lizbon'da gece hayatı için önemli yerlerden biri de bu sokak. İnternette fotoğrafını görüp merakla gidip burasımıymış diye hayal kırıklığına uğradığımız yer. Kahrolsun instagram yanıltmacaları.
Pink Street'ten Time Out Market'e giderken geçtiğimiz Praça de Sao Paulo.

Time Out Market Lisboa-Mercado da Riberia
Avrupa'nın klasik kapalı pazar yerlerinden biri,binası 1882 yılında yapılmış Bir çok ünlü restoranın şubelerinin ve ünlü şeflerin yerlerinin bulunduğu pazarda sebze,meyve alışverişi yapabilir, hediyelik alabilir,  bir sürü şey yiyebilirsiniz. Lizbon'dan alınabilecek en güzel hediyeliklerden biri muhteşem paketli sabunlar.

Portekiz'in ünlü birası 'super bock'.İsmi manidar *-*

Bairro Alto

Bairro Alto şehrin gece hayatının ve her türlü eğlence mekanının merkezi sayılan; pek çok  restoran, kafe özelikle de Fado evinin bulunduğu bir semt.
Portekiz'in meşhur tatlısı 'pasteis de nata'dan yemek için Rua do Loreto 2 deki Manteigaria'ya da uğramalısınız. Belemdekinin şehir merkezindeki muadili burası. Ben çok bir fark göremedim.İkisinde de enfes yapılıyor.



Rua do Loreto 53 de sadece mum satan Fransız Devrimiyle aynı gün 14 Temmuz 1789'da açılmış  Caza das Vellas Loreto var. Noel ve Paskalya gibi özel zamanlar için de mum satan bu ahşap camekanlı mağaza 7 nesildir aynı aile tarafından işletiliyormuş. 


Fado evlerinden birine gidip uzak diyarlara yelken açmış denizcilerin ardından, sevgililerinin yaktığı hüzünlü ağıtları dinlemeye gitmeden olur mu!
Seyahat öncesi araştırma yaparken fado evlerinin epey pahalı olduğunu görmüştüm. Biz de haftanın belli günleri ücretsiz fado olan sadece yiyip içilenin ödendiği
Bairro Alto'da Rua do Diário de Notícias 39 da bulunan A Tasca do Chico ya gitmeye karar verdik.
Bizim gittiğimiz zaman erkek fadista olduğu için ve ben fadoyu hep kadın sesinden dinlediğim için biraz beklentimin altında kaldı. Fado başladığında mekanın kapıları kapanıyor, gürültü yapmamanız gerekiyor. Sizce de çok güzel bir müzik tarzı değil mi? 


Hediyelik eşya için en uygun fiyatları Bairro Alto'nun ara sokaklarında gördük. Aklınızda bulunsun.


Avenida da Liberdade
Liberdade Caddesi,  19. yüzyılda Paris‘te bulunan Champs-Elysees ye benzeri olması için yapılmış.  Bulvarın sağ ve sol tarafında cafeler, restoranlar,  dünyaca ünlü pahalı mağazalar  bulunuyor, ortada  cadde boyunca uzanan büyük bir park olan IV.Eduardo Parkı bulunuyor. 
Caddenin sonunda Portekiz’in 1640 yılında İspanya’dan ayrılıp bağımsız olması anısına yapılan Restauradores meydanı bulunuyor. Meydanın ortasında bulunan dikilitaşın üzerinde  zaferi simgeleyen bir kaide ve her iki yanında bağımsızlık savaşlarının adları ve önemli kişilerin isimleri yer alıyor. 
Lizbon'da çöp ve geri dönüşüm kutularının çoğu böyle enfes şekilde değerlendirilmiş.
Alışveriş
Minipreço, Pingo Doce ve Lidl Market gidilebilecek  süpermarketler. Her yerde karşınıza çıkmıyor O yüzden gitmeden otelinize-dairenize yakın birkaç süpermarketi haritaya işaretlemek kolaylık sağlıyor.  Biz en çok Cais do Sodré tren istasyonundaki Pingo Doce ve Baixa bölgesindeki  Elevador da Baixa ile yukarı çıkıp ulaştığımız  Largo do Chão do Loureiro 11 deki Pingo Doce'ye gittik.

Horoz
Portekiz'e gittiğinizde her yerde horoz figürü göreceksiniz özellikle de hediyelik eşyalarda.
Efsaneye göre Barcelos kasabasına gelen bir Galiçyalı hırsızlıkla suçlanır, suçsuz olduğunu söylese de kimse buna inanmaz.İdama mahkum olur, yargıcın karşısına çıkarırlar. Yargıç o sırada yemeğini yemektedir. Eğer beni inandırmak istiyorsan bana mucize yarat der. O anda bir ses duyulur. Yargıcın yediği horoz masada ayağa kalkar ve ötmeye başlar. Hakim hemen ipi Galiçyalının boynundan çıkarıp hayatını kurtarır, Galiçyalı serbest kalır. Böylece Barcelos horozu Portekiz'in en önemli sembollerinden biri olur.

Lizbon'da 4 gece kaldık, 1 günü Sintra'ya 1 günü Obidos'a ayırdığımız için Lizbon'a 2 gün ayırabildik.Bence çok daha fazlasını hak ediyor. Her zamanki gibi yapmayı, görmeyi isteyip içimde kalanlar oldu.Yine görüşelim canım Lizbon, enfes turtan, seyir terasların, yokuşlu yolların, sarı tramvayların ve renkli seramikli evlerinle hep aklımda olacaksın.