24 Mayıs 2020 Pazar

okumalar

Hızlıca okuduğum çok beğendiğim bir kitap oldu Ela Gözlü Pars Celile. Nazım Hikmet'in annesi Celile Hanım'ın hayatının yanında tarihsel olaylar da anlatılıyor.Çok akıcı bir dili var.

Hayat, hiç hesapta olmayan, birbirinden son derece farklı, karşıt ve uyumsuz şeylerden müteşekkildir; haşin, tutarsız ve dağınıktır; muhtelif olaylar başlığında sınıflanması gereken, açıklanamaz, mantıksız ve çelişik dertlerle doludur.
Bugünse olağanın üstünde umutsuzum. Topluluk içine çıkmak üzere sakladığım enerjinin bir kısmını şimdiden gereksiz yere harcamış gibi hissediyorum kendimi.Parçalarımı toplamak, bedenimle ruhumu yeniden örtüştürüp bütünlemek normalde olduğundan daha fazla kararlılık ve cesaret gerektiriyor.

İşte hayat adım adım ilerliyor, her adımda beklenmedik bir şeylerle karşılaşıyor insan. Bazen çıkış yolları kapanıyor, her şey sıkışıp kalmışken o yollar yeniden genişliyor. Yola devam edebilmek için dayanıklı olmak, zorluklarla boğuşmak, kendi gücüne inanmak, bazen de geri çekilmek gerekiyor.
Cinayet Fakültesi kitabını on sene önce okumuştum, bir balık hafızalı olarak hiçbir şey hatırlamıyordum.  Yeniden okudum ve yine Pınar Kür'ü sevemedim.
Film izleyemediğim, ekrana uzun uzun bakamadığım bir dönemdeyim yine. Hele de Netflix yapımlarından ayrı bir baygınlık geçirmiş durumdayım.Ben de kendimi kitap okumaya verdim.

2 Mayıs 2020 Cumartesi

yılgınlık ve bahar

Sanırım hepimiz evde olduğumuz süreçte ekmek, lavaş, pide, gevrek, pizza, hamburger, türlü hamur işi ve tatlılar yapmaya doyduk. Süreç normalleşse de marketten aldığımız hiçbir şeyi yıkamadan buzdolabına tıksak. Geçen hafta dayanamayıp yürüyüş yaptığımız bir gün yolumuzu Bahariye'ye  uzattık. Herkes havanın sıcaklığından kendini dışarı atmıştı. Yaşar Usta'dan dayanamayıp dondurma bile aldık. Kendimizi Allah'a emanet ettik. Her yerde mor-pembe bahar çiçekleri açmıştı. Benden önce biri koklamış mıdır diye koklayamadım bile. Banka oturup geleni geçeni izlemek istedim onu da yapamadım. Bazen gerçekten çok yılmış ve karamsar hissediyorum. Nisan ayına dair ne planlarımız vardı. İzmir'e bari gidebilseydik :( 

Uzun zamandır kitap okumaya konsantre olamıyordum. Geçen hafta ekrana bakmaktan da usanınca içimi bir kitap okuma aşkı sardı. Hiç yormayan sürükleyici üç kitap bitirdim. 

 Aslında bu ara Downton Abbey izliyorum ama altı sezon olduğu için araya başka şeyler giriyor.Genelde yormayan şeyler izlemeye çalışıyorum. Araya eski sezonlarını izlediğim yeni sezonları çıkan dizileri de serpiştiriyorum.

İki senedir açmayan çılgın bu sene iki çiçek açıyor 🧡
Ayşegül Aldinç çok severim. Arka arkaya defalarca şu şarkıyı dinlerim.

15 Nisan 2020 Çarşamba

korona günlerinde filmler









































Korona günlerinde çalışmadığımız, evde olduğumuz günlerde neredeyse günde 2-3 bölüm dizi ya da film izledik, izlemeye devam ediyoruz. 
Asla izlemeyin zaman kaybı dediklerim; Cingöz Recai, Yok Artık, Karakomik'in özellikle ikinci kısmı, Sen Kimsin, This is 40 ve Aslı İnandık'ı İnstagram da takip etmeyi sevsem de böyle bir filme gerek var mıydı gerçekten?
İzlerken en çok keyif aldığım diziler; Workin Moms, Versailles, The Kominsky Method
Çokça ağlatanlar Annem, Bizi Hatırla.
İzlerken kendimi kötü hissettiklerim; Unorthodox, Okja.
En sevdiğim filmler listesine girenler; a Shine of Rainbows, Monte Kristo Kontu, The Art of Racing in the Rain.
Kadıköy'ü özleten; Bir Aşk İki Hayat.
Güzel bir dönem dizisi izlemek isteyenlere; 1995 yapımı Aşk ve Gurur.
Sait Faik sevenler Youtube'da Havada Bulut dizisini bulabilirler, oyuncularda yok yok.
Kader Böyle İstedi filmini izlerseniz Eski İstanbul özleminizi giderip, şimdilerde Nil İpek'in seslendirdiği şarkının orijinalini dinleyebilirsiniz.