6 Kasım 2018 Salı

alberobello


Sütlü ve meyveli dondurmamı keyifle yiyerek yeni bir kasabanın sokaklarında karşıma ne çıkacağını bilmeyerek dolanıyorum. Güneş rahatsız edici olmayan bir şekilde tepemde ve içimi ısıtıyor. Dünyanın geri kalanında ne problemlerim var, beni dönüşte neler bekliyor her şeyi unutmuşum. 
Ne gam ne keder.

İtalya'da hep olduğu gibi yine tren yollarında çalışma var. Sabah Bari'deki tren garındaki makinelerden 5 euroya iki saat sürecek yolculuğumuz için bilet alıyoruz.1.5 saat trenle gidip  Putignano'da otobüse aktarma yapıyoruz. Yol kenarlarında  gri harçsız sıralanmış taştan yapılmış koni biçimindeki çatıları ve beyaz sıvalı duvarlarıyla trullileri görmeye başlıyoruz. Bölgede dağınık bir biçimde bu yapılardan olsa da en çok oldukları yer Alberobello.
 İzinsiz yerleşim yeri kurmayı yasaklayan dönemin kralı, evlere de yüksek vergiler getirince, 13’üncü yüzyılın sonlarında kralın vergi memurları gelince halk çatıdaki üst üste dizilmiş taşları yıkıp vergiden kurtulabiliyormuş. 1996'da UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak belirlenmiş olan Albero-bello İtalyancada güzel ağaç anlamına geliyor. Karstik yapıya sahip arazide yapıların da ana malzemesi kireç taşı. Çatıların üzerindeki sembollerin batıl inançlara göre o evde yaşayanları koruduğuna inanılıyormuş. Bir zamanlar ev, ahır gibi amaçlarla kullanılan yapıların çoğu şimdilerde hediyelik dükkanı ya da otel olarak hizmet veriyor. Güneş yavaş yavaş batarken bu güzel sokaklardan hiç ayrılasım yok ama bir sonraki günkü yeni maceramız için Bari'ye dönmek üzere otobüsümüze biniyoruz.





































5 Kasım 2018 Pazartesi

tophane-cihangir-istiklal arası


Hafta sonu 48 sanatçının 102 eserinin sergilendiği Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi'ndeki Arkas Koleksiyonu’nda Post-Empresyonizm sergisini gezme fırsatı yakaladık.Auguste Renoir, Louis Anquetin, Maxime Maufra, Theo van Rysselberghe, Paul Serusier, Suzanne Valadon, Edouard Vuillard, Leo Putz, Kees Van Dongen, André Derain, George Braque  gibi sanatçıların şahane eserlerini yakından görmek inanılmaz zevkliydi.









Tophane'den Cihangir'e doğru tırmanışa geçiyoruz.




Soluğu Cihangir Akarsu Yokuşundaki Orhan Kemal Müzesi'nde alıyoruz. Müzede Ara Güler tarafından çekilmiş şahane fotoğrafları, kıyafetleri, kitaplarının orijinal ilk baskıları, mektupları, kullandığı daktilo, yatak, diş fırçası, kalem gibi özel eşyaları ve öldüğünde yüzünden alınan yüz kalıbı gibi çeşitli eşyalar sergileniyor. 1950lerde aslı Nuruosmaniye'de yer alan Orhan Kemal’le özdeşleşen 1965'te pek çok edebiyatçının takıldığı İkbal Kahvesi’nden bir tane de Orhan Kemal'in oğlu Işık Öğütçü tarafından müzenin hemen yanına açılmış. Tam 10TL, Öğrenci 5TL. Her gün 10.00 – 18.00   Pazar günleri kapalı.



1914'te Adana'nın Ceyhan ilçesinde doğan Adana’da çırçır fabrikalarında işçilik, dokumacılık, ambar memurluğu ve kâtiplik yapan1938’da ilk şiirlerini de yazdığı Niğde’deki askerliği esnasında, komünizm propagandası yapmak suçlamasıyla  1939’da 5 yıl hapse mahkum olan Orhan Kemal'in 1940'ta Bursa Cezaevi’nde Nâzım Hikmet’le tanışması yaşamının ve yazarlığının dönüm noktalarından olmuş, gerçekçi Türk edebiyatının en büyük ustalarından olmuştur.















Günü Lebon Pastanesi'nde sıcacık çay, kahve ve adisebaba eşliğinde bitiriyoruz.