13 Kasım 2017 Pazartesi

nürnberg-almanya

Nürnberg Bavyera eyaletinin Münih'ten sonraki ikinci büyük şehri. Şehrin uzun ve karmaşık bir geçmişi var. Burası Nazi toplantılarının yapıldığı, Yahudi halkı için Alman vatandaşlığının ellerinden alındığı, Nürnberg Yasalarının kabul edildiği yer olmuş. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Nürnberg duruşmaları yapılıp Nazilerin yargılandığı mahkemeler burada kurulmuş, Hitler'in Nazi Partisi mitinglerinde en büyük 6'sına ev sahipliği yapmış, Hitler bu şehri başkent yapmayı istemiş. Şehirde tarihin büyük bir yükü var. 

 Kaiserburg Kalesi 1050'den 1571'e kadar  Alman krallarının ve imparatorlarının evi olan kale şehri tepeden görmek için şahane. 
Albrecht Dürer Evi
Havalimanından itibaren şehirde pek çok yerde Albrecht Dürer ismine rastlıyoruz.  Burası Nürnberg'in en güzel evlerinden biri. Albrecht Dürer, 1529'da ölümüne kadar  Nürnberg'de yaşayan bir Rönesans sanatçısı. Ev, kalenin güneyindeki orta çağ duvarlarının hemen yanında yer alıyor. Bu beş katlı şahane ev, 1420 yılına dayanıyor. Ev, 1871'den beri Durer'in hayatına ve eserine adamış bir müzeye dönüştürülmüş. 
Durer'in British Museum'da sergilenen en ünlü eseri; hiç görmediği bir gergedanın tavsirlerden yola çıkarak yaptığı gravür.
Evin önündeki heykele esin kaynağı olan 'Young Hare' tablosu.




                    St. Lorenzkirche




 Albrecht Durer Caddesi boyunca yokuş aşağı devam edince, dar ahşap çerçeveli şirin evlerin bulunduğu Weissgerbergasse'ye ulaşıyoruz.Kelimenin tam anlamıyla bir masal kitabınından çıkmış gibi görünüyor.




Nürnberg'deki "Ehekarussell" çeşmesi, evlilik yaşamın iniş ve çıkışlarını tasvir eden şahane bir çalışma.
Nürberg'de gördüğüm en güzel ve farklı şey buydu. 
 Beyaz Kule'nin yanındaki trafiğe kapalı bir alışveriş caddesinin sonunda bulunan çeşme, 1984 yılında inşa edilmiş. Bu büyük çeşme; tanışmadan ölüme kadar evlilik yaşamının epeyce tartışmaya sebep olmuş, tepki çekmiş dramatik bir tasviri.


                                                                 Frauenkirche “Church of Our Lady”
 
Nürnberg'in ana pazar meydanının bir köşesinde 14. yüzyıldan kalma Güzellik Çeşmesi (Schoner Brunnen) diğer köşesinde Frauen Kirche bulunuyor. 
19 metre yüksekliğindeki Gotik yapıdaki Schöner Brunnenin etrafını çevreleyen demir parmaklıkların üzerindeki üç altın halkayı çevirirseniz iyi şans kazanılacağına ve dileklerin gerçekleşeceğine inanılıyor. Tabi ki deneme fırsatını kaçırmadım.

St. Sebaldus Church



Alman simidi Brezel yemeden dönmek olmaz.


Nürnberg Havalimanı’ndan U2 metro hattıyla yaklaşık 15 dakika içinde şehir merkezine varılıyor. Tek binişlik 90 dakika geçerli bilet 3 €. 
Üç gün süren gezimizin  iki gününde başka şehirlere gideceğimiz için tren istasyonuna yakın bir yerde kalmak istedik.  Apartements Thommen 'de kaldık,  tavsiye ederim.





Fountain of virtues, Tugendbrunnen 
Bana Bologna'daki Neptün Çeşmesi'ni hatırlatan heykeller altı erdemi temsil ediyormuş; inanç,umut, yardımseverlik, cesaret, kısmet ve sabır.


Hospital of the Holy Spirit
Kutsal Ruh Hastanesi, eski şehirdeki en şahane manzaralardan biri. 1332 ile 1339 yılları arasında kurulan bu hastane, Ortaçağ'da muhtaçlarla ve yaşlılara sağlık hizmeti sunmak için kurulmuş. Nehir üzerindeki kemerler burayı daha da göz alıcı kılıyor.
 Nürnberg'deki Alman geleneğinin en önemli yapılarından biri olan bu hastane  İkinci Dünya Savaşı sırasında  hemen hemen kül haline gelmiş, ancak 1950'lerde yeniden yapılanmayla müze ve restoran olarak günümüzdeki halini almış.



Köprüleri ve şahane heykelleriyle insanı kendine hayran bırakan Nürnberg hafta sonu için, iki-üç günlük kaçışlar için çok iyi bir güzergah. Biz Rothenburg ve Bamberg ile üç günlük bir rota oluşturarak  birbirinden şahane üç yer gördük.





31 Ekim 2017 Salı

van gezisi

Van'a bilet aldığımda aklımda enfes bir kahvaltı yapmak, Türkiye'nin en büyük gölü Van Gölü'nü görmek ve çoğunluğunun bir gözü mavi bir gözü yeşil olan, pamuk gibi Van kedilerinin güzelliklerini yakından görüp doyasıya sevmek vardı.
Sabahın erken saatlerinde uçakla gölün üstünden geçerken ağzım açık , dağların ihtişamına ve gölün büyüklüğüne hayran oluyorum.
Van Ferit Melen Havalimanı'ndan 1.5 TL'ye 351 nolu otobüse binip 15-30 dakikada merkeze varıp Van Şişli Öğretmenevi'ne eşyalarımızı koyup kahvaltı için sokaklara düşüyoruz.
Van Kahvaltısı
Bak Hele Bak Yusuf Konak

İlk gün internetteki listelerde en üst sıralarda ve yorumları çok çok iyi olan  Bak Hele Bak Yusuf Konak'a gidiyoruz. Van kahvaltısında oraya özgü bitkilerin karışımıyla yapılan "otlu peynir",  "karakovan balı", un, tereyağı ve yumurtanın karışımıyla oluşan "murtuğa" ve bölgeye özgü tereyağında kavrulan ve öğütülmüş buğdayla hazırlanan "kavut" gibi farklı çeşit ürünlerin yer alıyor.
Ben Ege'nin kahvaltılarının zeytinyağına, reçellerine, türlü soslarına ayrı ayrı bayılan biri olarak bu tatları pek sevdiğimi söyleyemem.Alışkanlık meselesi elbette.
Mekanın sahibi Yusuf Bey etrafta gezinip masalardaki kadınlara bileklik vs gibi küçük hediyeler dağıtıyor,müşterilerle ilgileniyor. Sık sık ekmek ve çay tazeleniyor. Yöreye özgü tatları sevmeyince o kadar isim yapmış bir kahvaltı için insanda biraz hayal kırıklığı oluşuyor. İki kişilik kahvaltı 45TL.


Pazar sabahı Sütçü Fevzi Kahvaltı Salonu'na gidiyoruz.Yan yana sırayla kahvaltıcıların olduğu bu sokakta en büyük iki rakip Sütçü Kenan ile Fevzi'nin çalışanlarının müşteri çekme çalışmaları görülmeye değer. Buradaki kahvaltının da Bak Hele Bak Yusuftakinden pek farkı yok. Beklentiye girmeyin derim.İki kişilik kahvaltı menemen dahil 48 TL gibi bir şeydi.
Van Gölü-Akdamar Adası

5TL'ye otogardan hareket edip İpek Yolu Caddesi'nden geçerek Gevaş'a giden minibüslere binip  bir saate yakın süren yolculuk sonrası Akdamar Adası'na götüren teknelerin bulunduğu iskeleye geliyoruz. Yarım saatten fazla teknenin dolmasını bekledikten sonra nihayet Akdamar Adası'na doğru hareket ediyoruz. Tekneyle gidiş dönüş 15 TL.
Van Gölü'nde 4 ada var; Akdamar, Çarpanak, Adır ve Kuş adaları.
Akdamar Adası'nın bir hikayesi var. Zamanında bu adada yaşayan bir papazın, Tamara adında bir kızı vardır. Karşı kıyıdaki köylerde çobanlık yapan bir genç bu kıza aşık olur. Genç çoban kızla buluşmak için her gece adaya yüzer. Kız her gece, karanlıkta yerini belli etmek için onu bir fenerle bekler. Bunu öğrenen baba, fırtınalı bir gecede elinde fenerle adanın kıyısına iner ve sürekli yer değiştirerek gencin boşuna yüzüp, gücünü yitirmesine sebep olur. Yüzmekten gücünü yitirip, yorulan genç çoban boğulur ve boğulmadan önce son nefesiyle "Ah Tamara!" diye haykırır. Bunu duyan kız da hemen ardından kendini gölün sularına bırakır. Yıllar içinde ada Akdamar Adası adını almış. Giriş10 TL.Müzekart ile ücretsiz. 






Yaklaşık 1100 yıllık Akdamar Kilisesi'nin merkezi kubbeli, dört yapraklı yonca biçimli haç planında İsa’nın gerildiği “Kutsal Haç”a ithaf edilerek kırmızı kesme tüf taşlarıyla inşa edilmiş. Kilisenin dış cephesine bitki ve hayvan motifleri işlenmiş, İncil'den alınma sahnelerle bezenmiş. 








Tekne adanın kıyısında bırakıp bir saat zaman veriyor, bu sürede kiliseyi gezip, ihtişamlı dağların ortasındaki bu devasa göl manzarasında Türk kahvesi içebiliyoruz. Biraz daha zaman olsa da adanın diğer kısmındaki, kiliseye bakan tepeye tırmanıp fotoğraf çekebilsem diyorum ama zaman hemen geçip gidiyor.
Van Kalesi-Urartu Krallığı tarafından MÖ 9. yüzyılda yapılan kale Van Gölü kıyısında yer alıyor. Şehri tepeden görmek için çıkılabilir. Biz kale gezmeyi pek sevmediğimizden hemen yamacındaki parkta biraz dolandık.
Van Kale Yolu üzerindeki Melen Caddesindeki Kedi Evi
Biz ilk gün buraya gittik, çok küçük olduğu ve çok az kedi barındırdığı için ikinci gün yine kedilerin peşine düşüp üniversitedeki kedi evine gidelim dedik. 



Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nin içindeki Kedi Evi
Merkezden 1.8TL ye dolmuşa binip epeyce dolandıktan sonra üniversitenin bahçesinde iniyoruz biraz yürüdükten sonra Kedi Evi'ne ulaşıyoruz. 1,5 TL verip bir de mama alıp tellerin arkasına geçip tüylü sırnaşık pofudukları seviyoruz.  Üniversitede yer alan bu kedi evinde Van kedileri korunup çiftleştiriliyor, sahiplendirmeleri yapılıyor. Dolmuşçu bizi yanlış yerde indirdiği için epey yürüdük, son durakta inerek daha kısa sürede varabilirsiniz.








Hanedan Sofrası- Hayvancılığın bu kadar yaygın olduğu bir bölgeye gelip et yemesek olmaz. Sac tava, karışık ızgara ve incir tatlısını denediğimiz restorandan genel olarak memnun ayrılıyoruz. İçecek dahil 75TL ödedik


Aslında aklımızda Aşiyan Ev Yemekleri'ne gitmek vardı ancak pazar günleri kapalı olduğu için buraya gittik. Temizlik konusunda sınıfta kalsa da, mezeleri yetersiz bulsam da lezzet ortalamaydı.
Gitmeden internette Büyük Rus Pazarında ucuz Ahmad Tea satıldığını okumuştum, Earl Grey 100lü poşeti 20 liraya aldık. Pazar günü olduğu için dükkanların çoğu kapalıydı. Genelde porselenciler ve gümüş takıcılar var.Gümüşlerin fiyatları epey yüksek.  Muhabbet ettiğimiz esnaf Van'ın İran'dan gelenlerle kalkındığını, Vanlıların da genelde toprak zengini olduklarını ve kadınların da bu sebeple çalışmadığını söylüyor. Şehirde ciddi sayıda lüks İran plakalı araba gördük, dükkanların çoğu da çok büyük. Hatta lens suyumu yanıma almayı unuttuğum için, Kazım Karabekir Bulvarındaki Hanedan Sofrası'nın bulunduğu sırada, yakınlarındaki birkaç eczaneye girdik ve hayatımda bu kadar devasa ve sosyetik eczane görmemiştim, şaşkınlıktan fotoğraf çekmeyi unutmuşum.

Beşyol Meydanı'ndaki İnci Kefali Heykeli


Şehirde gezerken bir çay bahçesi bulup oturmak istedik ama pek mümkün olmadı. Birkaç tane çay bahçesi gördük onlarda da sadece erkekler olduğu ve tuhaf bakışlara maruz kaldığımız için oturamadık, en sonunda her yerde karşımıza çıkan Elif Pastanesi'ne oturduk.
23 Ekim 2011'de Van-Erciş merkezli ve 9 Kasım 2011'de yaşanan Van-Edremit merkezli depremde altı yüzden fazla kişi hayatını kaybetmiş iki bine yakın kişi yaralanmış, 252 kişi enkazlardan sağ olarak kurtarılmış. Şehirde hala depremin izleri görülüyor. Arkeoloji Müzesi'ne gittiğimizde başka binaya taşındıkları için kapalı olduğunu gördük.



Tabela kirliliği
Giderken aklımızda araba kiralamak ya da günlük turlardan birine katılmak vardı. Muradiye Şelalesi ve İshakpaşa Sarayı'na götüren turlar için bir firmayı aradığımızda terör sebebiyle bazı yolların kapalı olduğunu ve turların bu sebeple yapılmadığını söyleyince biz de merkezden ayrılmaktan vazgeçtik, yoksa ikinci günde merkezin dışına çıkma planımız vardı.Öğretmenevi'nin karşısındaki Mirvan Peynircilik'ten kilosu 30 liradan Otlu Peynir ve 70 liradan Hakkari Karakovan Balı alıp dönüş yoluna geçiyoruz.  İlk defa ülkenin bu kadar doğusuna gittim. Gezerken konuştuğumuz birkaç kişinin gezmeye geldiğimizi öğrenince 'niye geldiniz, burada gezecek ne var ki?' şeklindeki sorularına rağmen, zihniyetin de biraz değişmesi gerekse de Van Gölü'nün güzelliği bile Van'ı görmek için yeterli sebep.