18 Eylül 2017 Pazartesi

rüyalar
















7 sene sonra Kariye, ardından yokuş aşağı Balat. Arada iki dakika Karagümrük maçı, Vefa pidecisi.

10 Eylül 2017 Pazar

kefken-kerpe

 Geçenlerde benim epeydir 'gidelim gidelim' diye tutturduğum Kocaeli'nin Kandıra ilçesinin mahalleleri; Kefken ve Kerpe'nin yolunu tuttuk.
Giderken yol üstünde ve iyi puanlı diye Mini Köşk Köfte'de açık büfe kahvaltı etmek gibi bir hataya düştük.Hijyen, lezzet vs her konuda sınıfta kaldı. Kesinlikle gitmeyin, kalabalıktan zaten zevk almak mümkün değil.(Son zamanlarda şehir dışı gezilerde bir türlü güzel bir kahvaltı edememişim:/)
İstanbul'dan ortalama 2,5 saatte Kefken'e varılıyor. Kefken merkezden 5-10 dakika daha ileride Pembe Kayalar'a ulaştık. Dalgalar ve kayaların özel yapısıyla şahane hatları olan, girintili çıkıntılı bu pembeye yakın renkli kayalıklar oluşmuş. Biz gittiğimizde çok kalabalıktı. Bana kalırsa buraya sonbaharda ve gün batımında gelinmeli.Güzel ama yine de güneş tepedeyken etkileyiciliği azalıyor. Çöpleri oraya buraya, yerlere atmaktan ve bulduğu her yerde mangal yapmaktan vazgeçemeyen insanımız sağ olsun burada da yapacağını yapmış, hiçbir şeyin kıymetini bilemiyoruz. Bu civarda pek çok plaj var ama o kalabalıkta o denize bence girilmez, hafta içi nasıldır bilmem. Zaten yaşlanmışım, kafam gürültü kaldırmıyor.




Bir sonraki güzergahımız Pembe Kayalar'dan yarım saat uzaklıktaki Kerpe Kayalıklarıydı. Burada çok fazla kamp yapan vardı, şu alttaki fotoğrafta yamacın kenarında görülen yerde bile kampçılar vardı.Kalp krizinden ölmeden orada nasıl uyuyorlar bilmiyorum:s Kayalıklardan atlayıp durmak ta benim anlayamadığım diğer zevkli şeylerden biri olmalı.



İstanbul'a dönmeden herkesin gittiği ama bizim bir türlü gidemediğimiz Maşukiye'ye gidip dere kenarında serin serin, huzurla bir şeyler yeme hayali kurduk. Ne bulduk derseniz; araba selinin içine kapıldık, istediğimiz yere bile giremeden Saklıbahçe'de kiremitte alabalık yedik. Şişirilmiş fiyatlar, servisi kötü lezzetten yoksun yiyecekler, yoğun bir Arap turist topluluğu ve de her yeri sömürüp batıran biz İstanbullular burayı da ele geçirmiş. Eve dönmemiz de 3,5 saati bulunca 'Allah'ım küçük bi şehre taşınmak istiyorum ben artık bıktım!' haykırışlarıyla o günü kapattım.  Nerde her şeyi övüp mükemmel olduğunu söyleyen minnoş blog yazıları nerde  bu yazı. Şikayet edip duran emekli asker gibiyim. Ben böyle değildim, yaşarken oldum.

aydos ormanı


 Geçenlerde o civarlarda dolanırken birdenbire kendimizi İstanbul'un en yüksek tepesi olan Aydos Tepesi'nin de içinde bulunduğu Sultanbeyli-Kartal arasındaki Aydos Ormanı'nda bulduk. Bayramdan bir önceki gün ve akşamüstü olduğu için sanırım, çok az insan vardı. Göletin etrafında yürüdük. Yüksek sesle Karadeniz müzikleri açmış mangal yapan birkaç insan görene kadar huzuru bulmuştuk. Giriş öğrenci 3, tam 5 tl, otomobil 13tl gibi bir şeydi.Not etmemişim.


 Kendilerini minikkuş zanneden dallara tünemiş tavuklar :)



21 Ağustos 2017 Pazartesi

tavsiye filmler
















 İzlediğim tüm filmleri beğendim. 
Eskiden herkes uzun uzun blog yazar, öneriler verirdi. Ah eski günler. Instagram çıktı, tembellik daha da arttı.

8 Ağustos 2017 Salı

bled gölü

THY 119 dolara kampanya yapınca, uçak saatleri de cuma akşam gidiş, pazar akşam dönüş olunca ilkbaharda dayanamayıp Ljubljana biletini kapıverdim. Cumartesi sabahı internette dolanan 'Ölmeden önce görmeniz gereken yerler' listelerinde yer alan; ortasında beyaz küçük bir kilise olan, üstünde kuğuların gezdiği turkuaz rengindeki Bled Gölü'ne gittik.
Ljubljana Tren İstasyonu'nun önünde; otobüslerin kalktığı yerden Bled Gölü otobüsüne yaklaşık 7 euroya tek yön bilet alıp 1saat 20 dakikada Bled'e varıyoruz.
Hava kapalı ve gri olsa da bu puslu görüntünün de ayrı bir güzelliği var.

Bled’te Neler Yapılır?
  • Gölün çevresi yaklaşık 5 km. Biz yavaş yavaş yürüyüp banklarda oturup manzaranın keyfini çıkara çıkara gölü her açıdan  görüp çevresini turladık. 
  • Gidiş dönüş bir saat süren, otuz dakika da adayı gezmek için serbest zaman verilen, toplam 1,5 saat süren, “Pletna” adı verilen kayıklarla 16 euroya kıyıdan adaya gidilen tura katılabilirsiniz. Bled Adası'ndaki 15’inci yüzyılda yapılan Cerkev Marijinega Vnebovzetja Kilisesi'nin 99 basamağını damadın gelini kucağına alarak kiliseye kadar çıkarması geleneği varmış.
  • Vila Prešeren'de içi kremalı, dışı milföyden yapılan Bled'in geleneksel keki kremsnitayı denemelisiniz.
  • Gölün kıyısında 140 metre yükseklikte , sarp bir kayalığın üzerindeki  Bled Kalesine çıkabilirsiniz.10€
  • Biz türlü sebeplerden çıkamadık ama yaklaşık yarım saat-bir saatlik bir yürüyüşle Mala Osojnica, Velika Osojnica  ve Mala Osinija isimli tepelere çıkıp internette dolanan o muhteşem Bled fotoğraflarından bir tane de siz çekip, doğanın muhteşemliğine bir de o noktalardan tanıklık edebilirsiniz.
  • Vila Bled'in bahçesine dalıp biraz yukarılardaki  muhteşem manzaralı bankına oturup, kiliseden gelen çan sesleri eşliğinde insanı en çok mutlu eden şeyin doğanın ta kendisi olduğunu yeniden fark edebilirsiniz.