6 Kasım 2012 Salı

prag

Sonbaharda yollara düşmek;soğuktan pek hoşlanmıyorsanız, orta Avrupa için pek doğru bir karar değilmiş.
Kilometrelerce yol kat ettim yine.Yeni insanlar, farklı hayatlar...
Yolda olmak insana çok şey katıyor, sanki zaman bir süreliğine durmuş, hayatına kısa bir mola vermişsin.
 Bir yandan bir şeyleri kaçırıyormuş, geride kalıyormuş gibi hissederken bir yandan kendine reset atıyormuş gibi,yenilenmiş gibi hissetmek.
Düşünmeye, kendini sorgulamaya yarıyor şehirler arası yollar.
En çok görmek istediğim yerler listeden bir bir silinince, bir daha o kadar güzel bir şehir göremeyecek olmanın endişesini yaşıyorum aynı anda:)
Prag benim için o masal şehirlerden biriydi; sokaklarında yürümenin insana zevk verdiği şehirlerden.
  Köprünün üstündeki sokak sanatçıları, turist kalabalığı, etkileyici gotik mimari eserleri, renkli renkli evleri, kuleleri, kiliseleri,doğanın sunduğu müthiş renk tonları...




















Prag Kalesine çıkarken yol üstünde girdiğimiz kafede yediğimiz krepler; tatlı krizine daha iyi gelebilecek bir şey yoktur heralde.
Yerel tatları denemeden dönmek olmaz.
 Hamur işi tatlıları; trdelnik.Ben sevdim, biraz acele piştiği için başta tadı hamur gibi geliyor ama gezerken o kadar acıkınca bitmesi sadece saniyeler sürdü.
Şu ana kadar gördüğüm en romantik şehir oldu Prag. 
Sanırım bunda mevsimin de payı büyük; durmadan dallardan düşen sararmış yapraklarla bezenmiş yollar.
Pek çok şehirde olduğu gibi burada da aşkınızı sonsuza dek kilitleyebilirsiniz.





Çek kronu alırken dikkat etmekte fayda var.
Çoğu yerde panoda yazan kurdan değil çok daha düşük kurdan veriyorlar.










Yurtdışında en sevdiğim şey heryerde karşıma çıkan güzel ve farklı heykelcikler!
 ve tabiki ben de o bebişin üzerine çıktım:)






Pragda bütün binalardaki süslemeleri hayranlıkla seyrediyor insan.

İçince yeşil peri kızı görüldüğü rivayet edilen absinth'in çeşit çeşit kaşıkları.


Güle güle Prag diyerek vedalaşıyoruz; seninle yollarımız günün birinde bir kez daha kesişecek.

5 Kasım 2012 Pazartesi


güzel reklamları seviyorum.

4 Kasım 2012 Pazar

ruby sparks




ruby: What did you think the first time you saw me?
calvin: I thought you were the most beautiful girl I’ve ever seen.
ruby: Were you disappointed when you got to know me?
calvin: How can you ask that?
ruby: I’m such a mess.
calvin: I love your mess.
Ruby: The first time I saw you, I thought, ” look at that boy. I’m going to love him forever, and ever, and ever.”
calvin: What if you get sick of me?
ruby: I won’t. I promise.


Uzun zamandır izlediğim en güzel film.
Elinizde bir güç olsun:Kafanızda kurguladığınız hayatınızın aşkını, yazarak  gerçeğe dönüştürün; bir anda karşınıza çıksın.
İstermiydiniz? Bana göre olmadığı kesin.

31 Ekim 2012 Çarşamba


gülümse, gülümsemek iyidir. arada bir, çocuk kadar şirin ol. erkekler şirin kızları severler. erkeklere her şey söylenmez, ağzını sıkı tut. insanlara duygusal şeyler anlatmak, hemen samimi olmak kötüdür, yemeklerden önce bir aperatif almak iyidir. piknikte etek giymek kötüdür, yurtdışında okumak iyidir. aşık olmak, biraz iyidir, çoğu kötüdür. her şeyi dozunda yapmak iyidir. ortalama olmak en iyisidir. esrar, çılgınlık olsun diye denenebilir, ancak ikinci kez içilmemelidir. leo buscaglia iyidir, bukowski kötüdür. dine saygı duyulmalıdır. kafeinsiz kahve içilmelidir, sigara asla. evlendiğinde yatakodası takımı pembe seçilmemelidir; çok çocukça olur. beyaz olabilir. evlilik öncesi ilişki elbette kurulabilir, bütün avrupalı kızlar böyle yapıyor artık. çağdışı düşüncelere paydos. ama yine de adamı kafesleyebileceğin ilişkilier seçilmelidir. zaten evlendiğinde, çok sorun olursa tamir ettirilebilir. asla rezil olunmamalı komik duruma düşülmemelidir. illâ içilecekse yabancı sigara içilmelidir, ama fakir arkadaşlar türk sigarası uzattığında onları aşağılamış olmamak için geri çevirmemelidir. çok soru sorulmamalıdır.
Ece Temelkuran


14 Ekim 2012 Pazar

bir hatırla, bir unut

zamanı geldi de geçiyor.


Yıllardır gidemediğim yerlerden biri daha:Kanaat Lokantısı-Fiyatlar biraz yüksek ama yemekler gerçekten lezzetli.
Ne fazla ne az pişmiş; tam kıvamında güzel bir nohut ya da ızgara köfte yiyebilirsiniz.
Sevgili doktor-Çehov'un 8 kısa oyunu.Dekorları çok sevdim.
Devlet tiyatrolarında izlediğimiz korkunç oyunlardan sonra şehir tiyatrolarında çareyi buluyoruz.


3 idiots- eğlenceli ama gereğinden fazla uzun film.


the truman show-dünyanın en korkunç hayatı.
if only-ikinci bir şansınız olsaydı?




Et soudain tout le monde me manque- Fransız filmlerini seviyorum.
Lola versus-Saçma sapan bir film.



The five year engagement-Bir şeyleri erteleyip, uzatınca işin tadı kaçıyor malesef ki.
Mostly Martha-Filmlerde huysuz insanlar nasıl olur da bu kadar kolay gerçek aşkı bulabiliyor hala anlamam.


en iyi çözüm.