7 Şubat 2011 Pazartesi

6 Şubat 2011 Pazar

kabuk adam

yaşadığımız anları dondurup cümlelere dökme çabası, çiçekleri kurutup kitap yaprakları arasında ölümsüzleştirmeye benzer.      
                     
   bir balona şekil veren hava gibi, benim de hayatıma şekil verecek bir şeye gereksinimim var. şu anda bunun ne olabileceğini bile bilmiyorum, belki ancak sevgi diye tanımlanabilecek bir şey.


hayatım boyunca okuduğum yüzlerce kitabı, dinlediğim insanları, anlamaya çalıştığım kavramları düşündüm,fizik, edebiyat, felsefe,tarih.. hepsinden geriye kalan tortu ,bir avuç kumdan daha fazla değildi.


..sözcüklerle aramdaki ilişki de bir evrim geçiriyordu; artık eskisi gibi tanıdık,hizmetimde olan varlıklar değillerdi, kendi bağımsızlıklarını kazanmışlardı.

kitabı bikaç saat içinde bitirdim.kadını bazı yönlerden kendime benzettim.ve kabuk adamın o son gün gelmesini o kadar çok istedimki.ne yazıkki gerçek olmadı.gerçek hayatta da olmuyor zaten.
çok şahane bişi dilmi ya:d

yes man


korece öğrenmek,iranlı eş aramak,gitar çalmak, koşarken fotoğraf çekmek, fena değil aslında banada lazım olan şey bu sanırım?






dünya bir oyun bahçesi
bunu küçükken hepimiz biliyoruz ama büyürken unutuveriyoruz.

4 Şubat 2011 Cuma

outsourced




yeni favori dizim
arka arkaya 12 bölüm izliycek kadar çok sevdim
karakterler çok eğlenceli

children of heaven





bir çift ayakkabının bazen iki kardeş için ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. dönüşümlü olarak kullanılan bir çift ayakkabı.kardeşine bir ayakkabı alabilmek için koşu yarışmasına katılıp1. olduğuna bile sevinemeyip kafasını kaldıramayan bir çocuk.dünyada kimbilir ne çok ali ve zehra var.dünyanın düzeninin fakirin daha fakir zenginin daha zengin olacak şekilde gitmesiyle hiç birşeyin de değişeceği yok.

Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim, dedin
bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede.

Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma-
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.
Konstantin Kavafis 

copia conforme


before sunrise ve sunset formatında 15 yıllık evli bir çiftin, toscanada 1 günlerini gösteriyor film. orda olmak isteniyor, italyancaya özeniliyor.aşklar uzun neden sürmüyor deniliyor. david heykelinin gerçeği yada kopyası görülmek isteniyor.

this is england



1980lerdeki  ingilteredeki ırkçılık  hareketleri üzerine güzel bir film.

3 Şubat 2011 Perşembe

shakespeare in love

- Okumanız var mı efendim?
- Evet, okurum alnımın kara yazısını.

''şimdiye kadar bir şairdim.gördüğüm bu güzellik karşısında şiirlerim londra kulesinin kuzgunlarıyla aynı seviyeye düştü..''