3 Şubat 2011 Perşembe
2 Şubat 2011 Çarşamba
blue valentine
öylece yok olabiliyorlarken hislerine nasıl güvenirsinki?
"bana sorarsanız, erkekler kadınlardan daha romantikler. evlendiğimiz zaman, sadece o kadına bağlanıyoruz. çünkü ilişkilere hep mesafeli yaklaşıyoruz. ta ki bir gün bir kızla karşılaşıyoruz ve onla evlenmezsem salağın tekiyim diyoruz. ama görünüşe göre kızlar bir yere gidiyor, oradaki en uygun seçeneği tercih ediyorlar. "işi iyi" dedikleri adamla evlenen kızları da bilirim. hayatları boyunca beyaz atlı prenslerini bekliyorlar, sonra da iyi bir işi olan ve etraflarında dolanan adamlarla evleniyorlar."
"bana sorarsanız, erkekler kadınlardan daha romantikler. evlendiğimiz zaman, sadece o kadına bağlanıyoruz. çünkü ilişkilere hep mesafeli yaklaşıyoruz. ta ki bir gün bir kızla karşılaşıyoruz ve onla evlenmezsem salağın tekiyim diyoruz. ama görünüşe göre kızlar bir yere gidiyor, oradaki en uygun seçeneği tercih ediyorlar. "işi iyi" dedikleri adamla evlenen kızları da bilirim. hayatları boyunca beyaz atlı prenslerini bekliyorlar, sonra da iyi bir işi olan ve etraflarında dolanan adamlarla evleniyorlar."
kendi kendine konuşmaktır aşk
çok kadın hiç kadındır
oyundan çıkınca yine aşk ve romantik komedilerin tamamen bir kurmaca olup olmadığı üzerine kafa yoruldu.
en önlerde oturarak izlediğim oyunun bu denli güzel olacağını tahmin etmemiştim.
kürşat alnıaçık resmen seyircilerle gözgöze gelerek,kan ter içinde kalarak çok başarılıydı bir performans segiledi. modern dans figürleriylede hareketlilik getirilmiş bir oyundu.
dekorun savrulduğu sahnede keşke bende aynı şeyi yapabilsem dedim:) ve ilk kez bu denli bir oyuncunun alnındaki tüm damarları bile sayıcak kadar rolüne kendini kaptırmış olduğu bir oyun izledim .
oyunda geçen alıntı cümleleri hatırlasaydım bir de ah!
oyundan çıkınca yine aşk ve romantik komedilerin tamamen bir kurmaca olup olmadığı üzerine kafa yoruldu.
en önlerde oturarak izlediğim oyunun bu denli güzel olacağını tahmin etmemiştim.
kürşat alnıaçık resmen seyircilerle gözgöze gelerek,kan ter içinde kalarak çok başarılıydı bir performans segiledi. modern dans figürleriylede hareketlilik getirilmiş bir oyundu.
dekorun savrulduğu sahnede keşke bende aynı şeyi yapabilsem dedim:) ve ilk kez bu denli bir oyuncunun alnındaki tüm damarları bile sayıcak kadar rolüne kendini kaptırmış olduğu bir oyun izledim .
oyunda geçen alıntı cümleleri hatırlasaydım bir de ah!
dondurucu şubat soğuğu -kavurucu frida kahlo sıcaklığı
sergi daha gelmeden meraktan ölmüştüm ve haftalardır sınavların bitmesini ve o resimleri görmeyi bekliyordum.
çok az tablo olmasıyla biraz hayal kırıklığına uğradım ama güzeldi. önceki geceden frida filmini gene izlemek ardından sergideki belgesellede pekiştirince frida hakkında epey bilgi sahibi oldum.
sıra bi gün meksikadaki evini gezmeye de gelir umarım:)
Etiketler:
fotoğraf,
istanbul,
kültür-sanat,
resim,
sergi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















